Nöromusküler skolyoz
Nöromuskuler hastalıklarda beyin, medulla spinalis, periferik sinirler, nöromuskuler bileşke ya da kas seviyesindeki hastalıklara bağlı kas dengesizliği nedeniyle omurga deformitesi sıkça görülür. Bu hasta grubunda skolyoz erişkin yaşta bile ilerlemeye devam edebilir, yürüyemeyen hastalarda pelvik oblisite oturma dengesini bozan ciddi bir sorundur, tedavinin gecikmesiyle fleksibıl eğrilikler rijit hale dönüşebilir. Tedavide amaç, eğriliğin progresyonunu engellemenin yanında hastanın fonksiyonlarını arttırmaktır. Hedef ise rahat oturmaya izin verecek dengeli bir omurga elde etmektir. Konservatif tedavi sadece immatür hastaların büyümeleri için radikal cerrahi tedaviye kadar zaman kazanmak amacıyla ortezler kullanılabilir. Cerrahi tedavide diğer omurga ameliyatlarına göre komplikasyon oranı daha yüksektir. Ameliyat öncesi planlama sadece skolyoza yönelik değil; kardiyovasküler sistem, solunum sistemi, hastanın beslenme durumunu göz önüne alınarak yapılmalıdır. Cerrahi teknik olarak mobilize olan hastalarda pelvis fikse edilmemeye çalışılır. Ama yürüyemeyen hastalarda oturma dengesini sağlamak için gerekebilir. Bu amaçla Luque nin tanımladığı segmental enstrümantasyon sistemi yada hook ve pedikül vidalarından oluşan daha modern sistemler kullanılabilir. Serebral palsi nöromuskuler skolyozun en yaygın nedenidir ve hastaların %25’inde omurga deformitesi görülür. Sınıflandırmada oldukça basit ama faydalı olan Lonstein ve Akbarnia’nın sınıflandırması kullanılır. Serebral palsili hasta grubu genelde doktora geç geldiğinden, ağır deformite ile başvurur. Tedaviyi planlarken cerrahi tedaviyle fonksiyonu arttırabileceksek bu yöntemi seçmeliyiz. Miyopatik nöromuskuler skolyozun en sık nedeni Duchennne muskuler distrofi tipidir. Bu hastaların omurga deformitesi yürüme fonksiyonunun kaybolduğu 10-11 yaşından sonra ortaya çıkar. 20o’nin üzerindeki eğrilikler genelde progresyon gösterir. Asıl tedavi yine cerrahidir. Sonuç olarak nöromuskuler skolyozun gerçek tedavisi cerrahidir. Erken cerrahi tedavi, komplikasyonları önleme açısından ve daha tatmin edici düzelme sağladığından uygun hastalarda önerilir.